Connect with us

Hi, what are you looking for?

Genel

Dijital Dolandırıcılık: Bizi Neden Hep Acele Ettiriyorlar?

“Hemen işlem yapın”, “Kimseye söylemeyin”, “Vakit kaybetmeyin”… Dijital dolandırıcılıkta bu cümleler neden karşımıza çıkıyor? Güvenimizi korumak için durmaya ve doğrulamaya ihtiyacımız var.

Bir mesaj geldiğini düşünün. Günün en yoğun saati. Bir yandan iş yetiştiriyor, bir yandan telefona bakıyorsunuz. Ekranda kullandığınız bir hizmetin adı görünüyor. Mesaj, hesabınızda sorun olduğunu ve hemen işlem yapmanız gerektiğini söylüyor.

Aşağıda bir bağlantı var.

Tam dokunacakken bir an duruyorsunuz: Gerçekten benim hesabımla mı ilgili? Bu mesajı kim gönderdi? Neden bana düşünmek için zaman bırakmıyor?

İşte o kısa duraklama kıymetli.

Çünkü bize sunulan hikâyenin içinde çoğu zaman yalnızca bir talep bulunmuyor. O talebi sorgulamadan yerine getirmemizi sağlayacak bir telaş da hazırlanıyor.

Dijital Dolandırıcılık Neden Acele Ettirir?

Ekim, Avrupa Siber Güvenlik Ayı. ENISA’nın 30 Eylül 2026 tarihli açıklaması, iş hayatında karşılaşılan dijital riskleri ve çalışanların bu risklere hazırlığını ele alıyor. Açıklamada sosyal mühendisliğin, yani insanları kandırarak işlem yaptırmanın hâlâ kullanılan yöntemler arasında olduğu belirtiliyor. ENISA, 30 Eylül 2026

Bu kavram kulağa teknik gelebilir. Gündelik karşılığı ise oldukça tanıdık: Birinin korkumuzu, yardım etme isteğimizi veya görev duygumuzu kullanarak bize normalde sorgulayacağımız bir şey yaptırması.

Bazen karşımıza hesabımızı kaybetme endişesi çıkarılıyor. Bazen bir yakınımızın zor durumda olduğu söyleniyor. Bazen de iş yerindeki yetkili birinin acil talimatı gelmiş gibi bir hava oluşturuluyor.

Bu örnekleri düşünürken kendimize şu soruyu sorabiliriz: Benden istenen şeyi sakin bir zamanda da yapar mıydım?

Aciliyetin Yanına Gizlilik Ekleniyorsa

Amerikan Federal Ticaret Komisyonunun sahte aile acil durumlarını anlatan rehberi, hızlı hareket etme baskısının ve olayın başkalarından saklanması talebinin altını çiziyor. Bu rehber Eylül 2023 tarihli; bugün ortaya çıkmış yeni bir yöntemden söz etmiyoruz. FTC, Eylül 2023

“Kimseye söyleme” cümlesi üzerinde özellikle durmak gerekiyor. Çünkü bir başkasına danışmak, anlatılan hikâyenin dışına çıkmamıza imkân verir. Telaş içindeyken fark etmediğimiz bir tutarsızlığı, yanımızdaki kişi görebilir.

Doğrulama fırsatımızın elimizden alınması, başlı başına durup düşünme sebebidir.

Tanıdık Bir Ses Tek Başına Yeterli mi?

Yapay zekâ ile ses taklidi, bu meseleye başka bir boyut ekliyor. FTC’nin Mart 2023’te yayımladığı uyarı, çevrim içi paylaşılan ses kayıtlarının bir yakının sesini taklit etmek için kullanılabileceğini açıklıyordu. Bu, her şüpheli aramada yapay zekâ kullanıldığı anlamına gelmiyor. Ancak bir sesin tanıdık gelmesini tek başına kimlik doğrulaması sayamayacağımızı gösteriyor. FTC, Mart 2023

Böyle bir ihtimalle yaşamak huzursuz edici olabilir. Özellikle bir yakınımızın yardım istediğini düşündüğümüzde, önce onun derdine yetişmek isteriz.

Bu insani refleksi kaybetmemeliyiz. Ona küçük bir kontrol alışkanlığı ekleyebiliriz.

Beklenmedik bir talebi, önceden bildiğiniz iletişim kanalından doğrulayın.

Mesajın Dışına Çıkıp Kontrol Etmek

Beklenmedik bir talep geldiğinde, o mesajın sunduğu bağlantı veya numara üzerinden ilerlemek yerine, önceden bildiğimiz iletişim yolunu kullanabiliriz. Yakınımız olduğunu söyleyen kişiyi kendi kayıtlı numarasından aramak bunun basit bir örneği. FTC de ses taklidine ilişkin uyarısında bu bağımsız kontrolü öneriyor.

Bir kurum söz konusuysa, mesajı kapatıp daha önce kullandığımız resmî uygulamaya kendimiz girebilir veya kurumun doğrulanmış iletişim kanalına başvurabiliriz.

Buradaki amaç, bize anlatılan hikâyeyi başka bir yerden sınamak. Aynı mesajın içindeki iki farklı bağlantıya bakmak, iki bağımsız kaynaktan doğrulama yapmak anlamına gelmez.

İş Yerinde Soru Sormaya Yer Var mı?

Bu konu, işletmeler açısından da üzerinde düşünülmeye değer.

Bir çalışan, yöneticisinden geldiğini sandığı sıra dışı bir talebi kontrol etmek istediğinde nasıl karşılanıyor? “Her şeyi de sorma, hemen yap” mı deniyor? Yoksa dikkatli davrandığı için destek mi görüyor?

Bana göre güvenli çalışma alışkanlığı burada başlıyor. Özellikle hesap bilgisi değişikliği, dosya paylaşımı veya erişim talebi gibi işlemlerde, kimin hangi kanaldan doğrulama yapacağı önceden konuşulmalı.

Bir talebi kontrol etmek, çalışanla yöneticisi arasında kişisel bir güven tartışmasına dönüşmemeli. Herkes için geçerli bir usul varsa, kimse soru sorduğu için mahcup olmaz.

Hata Yapıldığında Susmayı Önlemek

Aynı dikkat, hata sonrasında da gerekli.

Şüpheli bir bağlantıya dokunan çalışan, azarlanacağını düşünerek durumu gizleyebilir. Bunun yerine kime ve nasıl haber vereceğini biliyorsa, yardım istemesi kolaylaşır.

Evde de benzer bir dil kurabiliriz. “Buna nasıl inandın?” diye başlamak yerine, önce ne olduğunu anlamaya çalışabiliriz. Şüpheli mesajları birlikte incelemek, aile büyüklerimizin veya çocuklarımızın gerektiğinde bize danışabilmesine alan açar.

Güveni Korumak İçin

Her mesajdan kuşkulanarak yaşamak yorucu olur. Günlük hayatımızı kolaylaştıran dijital hizmetleri kullanmaya devam edeceğiz. Bunun yanında bazı sınırlarımız da açık olmalı: Şifremizi ve tek kullanımlık doğrulama kodumuzu başkasına vermemek, beklenmedik talepleri kontrol etmek, şüphede kaldığımızda yardım istemek.

Bu alışkanlıkları yalnızca bir farkındalık ayının konusu olarak bırakmayalım. Aile içinde ve iş yerinde kısa bir konuşma yapalım: Acil görünen bir talep geldiğinde kimi arayacağız? İletişim bilgilerini nereden bulacağız? Bir hata olduğunu düşünürsek ilk kime haber vereceğiz?

Cevapları sakin zamanda konuşmak, telaşlı bir anda işimizi kolaylaştırabilir.

Bir sonraki mesajda bize yeniden “Hemen” denildiğinde, önce kendi sorumuzu soralım:

“Neden doğrulamadan karar vermem isteniyor?”

Bazen kendimize tanıdığımız birkaç dakika, güvenimizi korumanın başlangıcı olabilir.

Dijital Dolandırıcılık: Bizi Neden Hep Acele Ettiriyorlar?

—

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.

1977 yılında Kastamonu’da dünyaya geldi. Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden ve Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümünden mezun oldu. Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Temel İslami Bilimler Anabilim Dalı Kelam Bölümünde Yüksek Lisans yaptı. 2002 yılından beri reklamcılık sektörünün içerisinde yer aldı. Grafik tasarım üzerine uzmanlaştı. Sakarya Üniversitesi’nde Grafik Tasarım, Fotoğrafçılık, Medya Planlama ve Mesleki Bilgisayar Uygulamaları dersleri verdi. Profesyonel anlamda stok fotoğrafçılıkla uğraşmaktadır. Halen bir reklam ajansında grafik tasarım üzerine çalışmaktadır. Evli ve üç çocuk babasıdır.

Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunlar da ilginizi çekebilir.

Genel

Neşet Ertaş’ın “Yolcu” türküsü, hayat serüveninin sorgulandığı ve bu serüvene dair derin düşüncelerin anlatıldığı, yürek burkan bir türküdür. Türkünün her mısrası, insanın dünyadaki yolculuğuna...

Genel

Tarih, yalnızca şanlı zaferlerin, kahramanlıkların ve parlak başarıların toplamı değildir. Bazen içimizi acıtan, çoğu zaman hatırlamakta zorlandığımız üzücü hadiselerle de karşı karşıya kalırız. Ne...

Gezi

Ostrozac Kalesi (Boşnakça: Tvrđava Ostrožac) Bosna-Hersek’in en güzel ve en küçük şehirlerinden biri olan Cazin’e bağlı Ostrojaç köyünde bulunan bir kaledir. Kale, Osmanlı İmparatorluğu döneminde 16....

Genel

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımızın evinde geç saatlerde sohbet ederken yan daireden gelen yoğun bir makine gürültüsü bizi rahatsız etti. Sorduğumda akşamları geç saatlerde komşusunun...

Previous Next
Close
Test Caption
Test Description goes like this