Girdiği her ortamda görünmez bir kürsüye çıkan, masaya otururken bile o alanın mutlak hakimi olduğunu hissettirmek isteyen tanıdık bir figür bu. Sırtını arkaya yaslayıp rahatça oturmaz; gövdesi her an bir tartışmanın içine atılmaya hazır gibi öne doğru eğiktir. Boyun kasları hafifçe gergindir, çünkü sürekli olarak bir sonraki “haklı çıkma” anını bekler. Karşısındaki insan konuşurken onu anlamak için değil, cümlesindeki açıkları yakalamak için dinler. Gözleri salondaki insanların yüzlerinde gezinirken, aslında bir dostluk değil, cephanesini boşaltacağı bir sonraki hedefi arar.
Derindeki Yaralar ve Haklı Çıkma Takıntısı
Halk arasında esprili ama bir o kadar da nokta atışı bir tabirle herbokolog dediğimiz bu figürün arkasında, aslında o derin ve sarsıcı içsel buhran yatar: Sıradan olma ve dışlanma korkusu. Onun tıptan ekonomiye, sanattan yapay zekaya kadar her konuda ahkam kesmesi bir entelektüel birikim göstergesi değildir. Aksine, “bilmiyorum” dediği anda görünmez olacağına, değerini kaybedeceğine dair duyduğu o çocuksu ve ödünü patlatan korkunun bir sonucudur. Muhtemelen geçmişinde sadece başarılı ya da haklı olduğunda onaylanmış, şefkati zekası oranında alabilmiş kırılgan bir ruh gizlidir.
Konuşurken parmakları masanın üzerinde ritmik bir şekilde tıkırdar; bu, içindeki dinmek bilmeyen sabırsızlığın ve “şimdi sıra bende” dürtüsünün fiziksel bir dışa vurumudur. Onun için bir sohbet, fikirlerin paylaşıldığı samimi bir alan değil, ne pahasına olursa olsun kazanılması gereken bir güç savaşıdır. Karşı taraftan gelen her farklı fikir, onun varoluşuna yapılmış bir tehdit gibidir.
Sessizliğin Dağıttığı İllüzyon
Bu karakterin en trajik yanı, etrafına yaydığı o yoğun gürültünün içinde aslında yapayalnız olmasıdır. İnsanları bilgisiyle etkilediğini düşünürken, yaydığı o üstenci enerjiyle herkesi kendinden uzaklaştırır.
O masadan kalkıp gittiğinde, arkasında bıraktığı his bir hayranlık veya edebi bir aydınlanma değildir. Ortamda kalanlar, üzerlerindeki o ağır baskının kalkmasıyla derin bir nefes alırlar. O, her şeyi bildiğini kanıtlama savaşında, insana dair en güzel şeyi ıskalamıştır: Dinlemenin, bağ kurmanın ve sessizliğin o iyileştirici hafifliğini.
—
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.




















