Connect with us

Hi, what are you looking for?

Genel

Şam’da Üç Gün: Yıkımın Gölgesinde Umudu Görmek

Şam’da üç gün süren yolculuğumuz, zaman olarak kısa ancak duygu ve hatıra bakımından derin izler bırakan bir deneyimdi. Geçtiğimiz hafta değerli bir ekip ile Suriye’nin başkenti Şam’ı ziyaret etme fırsatı bulduk. İHH’nın bölgedeki çalışmalarını gözlemlediğimiz ve erzak dağıtımına eşlik ettiğimiz bu organizasyon, sadece bir yardım faaliyeti değil; halkın ruhundaki değişime şahitlik etme yolculuğuydu. Esed sonrası süreçte insanların gözlerindeki sevinci ve hayal kurma umudunu bu kadar yakından göreceğimi tahmin etmezdim.

Şam Ziyareti ve Halkın Umut Dolu Karşılaması

Gittiğimiz hemen her bölgede insanlar bizleri büyük bir saygıyla karşıladı. Ellerimizi tutup başına götüren, gözleri dolu dolu teşekkür eden nice insanla karşılaştık. Bizi gördüklerinde tekbir getiren ve sevinçten gözyaşı döken insanların samimiyeti kelimelerle tarif edilemezdi. Şam’da üç gün boyunca hissettiğim bu tablo, insanın yüreğinde hem bir gurur hem de derin bir mahcubiyet oluşturuyor. Orada sadece bir yardım heyeti değil, kardeşliğin temsilcileriydik.

Harabeler Arasında Yükselen İnsani Yardım

Şehrin yaklaşık 20 kilometre dışında, 200 bin insanın yaşadığı bir bölgeyi ziyaret ettik. Burası artık bir yerleşim yerinden ziyade, bombaların parçaladığı devasa bir harabeyi andırıyordu. Evler, sokaklar ve çocukluklar yıkıntıların altındaydı. Buna rağmen o enkazın ortasında hayata tutunmaya çalışan insanlar vardı.

İHH ekibinin öncülüğünde gerçekleştirdiğimiz gıda dağıtımları, bir paket şekerin veya pirincin bir ailede nasıl bayram sevincine dönüştüğünü gösterdi. İnsani yardımın sadece maddi bir destek değil, bir gönül teması olduğunu bu yıkımın ortasında anladık.

İHH ekibinin öncülüğünde Şam’da üç gün

Esed Sonrası Suriye’de Değişen Ruh Hâli

Bu yazıda siyasi bir analiz yapma niyetinde değilim; ancak halkın ruh halindeki değişimi vurgulamak gerekir. Daha önce savaş öncesi dönemde dört kez Suriye’ye gitmiş biri olarak söyleyebilirim ki; Şam’da üç gün süresince gördüğüm manzara hepsinden farklıydı. Artık insanların bakışlarında korku değil, umut vardı. Sokaklarda omuzları düşük değil, başları dik yürüyorlardı. Konuşurken fısıldamıyor, kendilerini özgürce ifade ediyorlardı.

45 Yıllık Hasret: Bir Alimin Gözyaşları

Ziyaretimizin en unutulmaz anlarından biri, 80 yaşına merdiven dayamış Suriyeli bir hocayı evinde ziyaret etmekti. 45 yıl boyunca baskılar nedeniyle gurbette yaşayan, ömrünün son kısmını Türkiye’de geçiren bu beyefendi, bizi ayakta ve en şık haliyle karşıladı. Türkiye’ye duyduğu minneti anlatırken gözleri konuşuyordu. Onun hikayesi, Suriye’nin yakın tarihinin sessiz bir özeti gibiydi.

Gönül Coğrafyamız ve Geri Dönüşlerin Başlaması

Ülkemizde yükselen “Suriyeliler geri gitsin” söylemlerini düşününce, yerinde yaptığımız müşahedeler daha bir anlam kazandı. Bu insanlar keyiflerinden değil, ölüm korkusundan kaçtılar. Şimdi yaralar sarıldıkça, imkan bulanların topraklarına dönmeye başladığını gördük. Bu durum, sığınmanın geçici, kardeşliğin ise baki olduğunu kanıtlıyor.

Sonuç olarak; Türkiye sadece sınırlarını değil, gönlünü de açmıştır. Osmanlı’dan miras kalan bu ortak hafıza, yarının kardeşlik hukukunu inşa eden bir duruş olmuştur. Şam’da üç gün bana şunu öğretti: Yıkım ne kadar büyük olursa olsun, umut mutlaka bir yerden filiz veriyor. Biz o yolculuktan, yıkımın ortasında umudu görmüş olarak döndük.

Abdulkadir ŞEN’in diğer yazılarına ulaşmak için tıklayınız.

1971 yılında Sakarya’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Adapazarı’nda tamamladı. Halkla ilişkiler ve medya mezunu olan Abdülkadir Şen evli ve 2 çocuk babasıdır. 1999 depremi sonrası Beton Santrali Müdürü olarak 7 yıl görev yaptı. 2007 yılında Sakarya Kültür ve Sosyal Yardım Vakfı ( SAKVA)'nda Yönetim Kurulu Üyesi ve idareci olarak bulundu. Seyahat etmeyi seven Abdülkadir Şen’in yaptığı seyahatlerinden derlediği FAS ve BALKANLAR’ı anlattığı yayımlanmış 2 gezi/anı kitabı, Kurtuluş savaşı kahramanlarından Kazım Çavuş'un savaş hatıralarını yazdığı bir kitabı vardır. Sakarya merkezli yayın yapan Zafer Dergisinde ve Yeni Sakarya Gazetesinde yazıları çıkmaktadır. Halen Sakarya ili Adapazarı ilçesinde hayatını sürdürmektedir.

Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunlar da ilginizi çekebilir.

Genel

Neşet Ertaş’ın “Yolcu” türküsü, hayat serüveninin sorgulandığı ve bu serüvene dair derin düşüncelerin anlatıldığı, yürek burkan bir türküdür. Türkünün her mısrası, insanın dünyadaki yolculuğuna...

Genel

TEBRİKLER SAKARYA KENT KONSEYİ, TEBRİKLER GENÇLİK MECLİSİ. Sohbetlerimizde her nasılsa yeni neslin durumunu tartışmaya açarız. Bu konuda oldukça mahir olan toplumumuz. Gençleri de hedefe...

Gezi

Ostrozac Kalesi (Boşnakça: Tvrđava Ostrožac) Bosna-Hersek’in en güzel ve en küçük şehirlerinden biri olan Cazin’e bağlı Ostrojaç köyünde bulunan bir kaledir. Kale, Osmanlı İmparatorluğu döneminde 16....

Genel

Grafik tasarım, görsel iletişim, tipografi ve görsellik unsurlarını bir araya getirerek mesajları ve fikirleri ileten bir sanatsal disiplindir. Grafik tasarımın köklü bir geçmişi vardır...

Previous Next
Close
Test Caption
Test Description goes like this