Kapalı gözleri açmak, kadrajın dışını tamamlamak artık daha kolay. Peki fotoğrafı güzelleştirirken geçmişle kurduğumuz ilişkiye ne oluyor?
Bir aile fotoğrafı düşünelim. Herkes aynı masanın etrafında, bir çocuk gülüyor, biri tam o sırada gözlerini kapatmış. Fotoğraf güzel ama içimizden “Keşke onun da gözleri açık olsaydı” diye geçiriyoruz. Artık bazı uygulamalar bu isteği yerine getirebiliyor.
Sonuç doğal görünebilir. Peki o fotoğrafa yıllar sonra baktığımızda neyi göreceğiz? Yaşanan anı mı, o ana sonradan verdiğimiz biçimi mi? Göz kırpmayı düzeltmek küçük bir müdahale sayılabilir. Fakat fotoğrafın geçmişle kurduğumuz ilişkideki yerini düşünmek için iyi bir başlangıç.
Yapay zekâ, fotoğrafa müdahale etmeyi kolaylaştırdıkça bu sorular da gündelik hayatımıza giriyor. Mesele yalnızca bir görüntünün ne kadar güzel olduğu değil. O görüntüye hangi anlamı yüklediğimiz ve başkasına ne anlattığı da önemli.
Kadrajın Dışında Ne Vardı?
Adobe, 19 Ekim’de mobil Lightroom için duyurduğu araçlar arasında kapalı gözleri açabilen Open Eyes özelliğine yer verdi. Aynı duyuruda, görüntüyü özgün kadrajın dışına doğru genişletebilen Generative Expand da anlatılıyor. Şirketin açıklamasına göre ilk araç, kişinin kütüphanedeki diğer fotoğraflarından da yararlanabiliyor.
Bunlar kullanışlı imkânlar. Sosyal medya için farklı oranlarda görsel hazırlayan bir tasarımcıya zaman kazandırabilir. Tekrar çekilemeyecek bir aile fotoğrafında tercih edilen bir görünüm sağlayabilir. Bu kolaylığın neden ilgi çektiğini anlamak zor değil.
Ancak fotoğrafın kenarında görünmeyen alanı üretmek, orada gerçekten ne bulunduğunu öğrenmek değildir. Sistem, görüntüye uyabilecek bir devam oluşturur. Oluşan bölüm çok inandırıcı olsa bile, çekim anının kaydı hâline gelmez. Doğal görünmekle yaşanmış olmak arasındaki mesafeyi unutmamalıyız.
Işığı Düzeltmekle İçerik Eklemek
Fotoğraflar elbette daha önce de düzenleniyordu. Karanlık odadan bugünkü yazılımlara uzanan bir müdahale geleneği var. Yapay zekâ bütün bu tartışmayı sıfırdan başlatmış değil; bazı işlemleri çok daha kolay ulaşılır kılıyor.
Yine de fotoğrafın anlaşılmasını sağlayan bir ışık düzeltmesiyle, sahnede bulunmayan bir insanı eklemek aynı sonucu doğurmaz. Yapılan işlemi yalnızca kullanılan aracın adına bakarak değerlendirmek yetersiz kalır. Görüntüde ne değiştiğini ve bu değişikliğin anlatılan olayı etkileyip etkilemediğini sormak gerekir.
Bazen küçük görünen bir müdahale büyük anlam taşır. Bir kalabalığın arasındaki boşluğu doldurmak, katılım hakkında başka bir izlenim oluşturabilir. Kadrajdan kaldırılan bir nesne, görüntünün bağlamını değiştirebilir. Teknik kolaylık, anlatım üzerindeki sorumluluğumuzu azaltmaz.
Aile Albümünün Kusurlarına da Yer Var
Başlangıçtaki fotoğrafa dönelim. Gözleri kapalı çıkan kişinin görüntüsünü düzenlemek isteyen bir aileye hemen hüküm vermek doğru olmaz. İnsanların hatıralarını nasıl saklayacağı konusunda farklı tercihleri olabilir. Buradaki önerim, ilk fotoğrafı da korumak.
Çünkü hatıra bazen görüntünün kusurunda saklıdır. Birinin kameraya yetişememesi, diğerinin başka tarafa bakması veya masanın biraz dağınık olması, o günün havasını taşıyabilir. Her ayrıntıyı ideal bir düzene soktuğumuzda, hoşumuza giden bir görüntü elde ederken beklenmedik ayrıntıları kaybedebiliriz.
Bu düşünce, düzenlenmiş fotoğrafın mutlaka değersiz olduğu anlamına gelmez. Sadece aynı fotoğrafın farklı sürümlerine farklı anlamlar yükleyebileceğimizi hatırlatır. Birini paylaşmak, diğerini aile arşivinde saklamak mümkün. Seçim yapabilmek için önce neyi değiştirdiğimizi bilmeliyiz.
Sakarya’nın Hafızasında Hangi Görüntü Kalacak?
Aile albümü için sorduğumuz sorunun bir de şehir ölçeği var. Sakarya’nın eski sokaklarını gösteren bir fotoğraf düşünelim. Silinmiş bir tabelayı okunur hâle getirmek isterken, yazının ne olduğundan emin değilsek ne yapacağız? Görseli tamamlayan sistemin ürettiği harfleri tarihî bilgi gibi kabul edebilir miyiz?
Benzer biçimde, eski bir yapının fotoğrafta görünmeyen bölümünü tamamlamak, o yapının geçmişteki gerçek biçimini doğrulamaz. Böyle bir çalışma canlandırma olarak anlamlı olabilir. Arşiv belgesi olarak sunulacaksa farklı bir özen gerektirir.

Orijinali korumak, fotoğrafın yalnızca görüntüsünü değil, kaynağını da geleceğe taşır.
Orijinali Saklamak Bir Sorumluluktur
Şehir arşivleri, yerel yayınlar ve kişisel koleksiyonlar için basit bir alışkanlık öneriyorum: İlk dosyayı ayrı saklamak, müdahale edilmiş sürümü açıkça adlandırmak ve yapılan işlemi kısa bir notla kaydetmek.
Kaynağı biliniyorsa fotoğrafçısını, çekim yerini ve tarihini de korumak gerekir. Bilinmeyen bilgiyi boş bırakabilmeliyiz. Görüntüyü tamamlamak, eksik tarih bilgisini tamamladığımız anlamına gelmez. Sonraki kuşaklara yalnızca daha temiz bir görüntü değil, görüntünün nasıl oluştuğuna dair dürüst bir kayıt bırakmış oluruz.
Haber Fotoğrafının Verdiği Söz
Aile albümü, reklam görseli ve haber fotoğrafı izleyiciyle farklı ilişkiler kurar. Bir reklam çalışmasında hayalî bir sahne tasarlanabilir. Bir haber fotoğrafına bakan insan ise gördüğü olayın gerçekten o biçimde yaşandığını düşünür.
Associated Press, 23 Temmuz’da yayımladığı yapay zekâ standartları güncellemesinde haber fotoğraflarını üretken yapay zekâyla oluşturma, değiştirme veya geliştirme yasağını sürdürdüğünü belirtiyor. Bu, AP’nin kendi yayın politikası. Yine de haber görüntüsünün taşıdığı güven sorumluluğunu anlatan açık bir örnek.
Benim çıkardığım sonuç şu: Bir görüntünün nasıl üretildiğini açıklamak önemli, fakat her müdahale yalnızca açıklama eklenerek haber fotoğrafına uygun hâle gelmez. Kullanımın amacı ve izleyiciye verilen söz birlikte düşünülmeli.
Fotoğrafı düzenlerken elimizde güçlü araçlar var. Onlarla çalışmak heyecan verici. Fakat bazen en yerinde karar, bir ayrıntıyı olduğu gibi bırakmak olabilir. Herkesin kusursuz göründüğü bir kareden önce, o görüntünün hayatımızda neyi korumasını istediğimizi düşünelim. Hatırlamak istediğimiz yalnızca nasıl göründüğümüz mü, yoksa gerçekten nasıl bir arada olduğumuz mu?

Fotoğrafı düzenlerken bu dört soruyu kendine sor.
—
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.
1977 yılında Kastamonu’da dünyaya geldi. Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden ve Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümünden mezun oldu. Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Temel İslami Bilimler Anabilim Dalı Kelam Bölümünde Yüksek Lisans yaptı. 2002 yılından beri reklamcılık sektörünün içerisinde yer aldı. Grafik tasarım üzerine uzmanlaştı. Sakarya Üniversitesi’nde Grafik Tasarım, Fotoğrafçılık, Medya Planlama ve Mesleki Bilgisayar Uygulamaları dersleri verdi. Profesyonel anlamda stok fotoğrafçılıkla uğraşmaktadır. Halen bir reklam ajansında grafik tasarım üzerine çalışmaktadır. Evli ve üç çocuk babasıdır.






















