Bir yaz daha bitti…
Şimdi yavaş yavaş tatil sezonunun bilançosu ortaya çıkıyor. Hangi ülkeye kaç turist gitti, insanlar tatilde ne kadar para harcadı, hangi şehirler doldu, hangi şehirler boş kaldı… Turizmciler rakamları açıklıyor.
Fakat açıklanan rakamların içinde benim dikkatimi en çok çeken, hatta biraz da içimi acıtan bir başka rakam var: Türk vatandaşlarının Yunan adalarına ilgisi.
Yunan adalarına ilgi ve rakamların anlattıkları
Türkiye kıyılarından Yunan adalarına yönelik yolcu hareketliliği son yıllarda belirgin biçimde arttı. 2025 yılında Türkiye’deki limanlardan Yunan adalarına giden yolcu sayısı 1 milyon 119 bin 472 olarak kayıtlara geçti. Ancak bu rakam, yalnızca Türk vatandaşlarını değil, toplam yolcu hareketliliğini gösteriyor. Ayrıca 2024’teki 1 milyon 153 bin 727 yolcunun biraz altında kalıyor.
Yunanistan’ın tamamını ziyaret eden Türk turist sayısının ise 2025’te yaklaşık 1,5 milyona ulaştığı haberlerde yer aldı. Bu artık sadece bir turizm hareketliliği değildir. Rakamlar bize bir şey söylüyor. Hem de çok açık bir şey…
Vatandaşımız kendi ülkesinde tatil yapmanın maliyetini yüksek buluyor. İşte asıl konuşmamız gereken mesele budur.

Karşı kıyıya yönelen tatil tercihleri, kendi kıyılarımızdaki fiyatları yeniden düşünmeye çağırıyor.
Türkiye’de tatil fiyatları ve karşı kıyının cazibesi
Yunanistan’ın Türk vatandaşlarına uyguladığı kapıda vize kolaylığı elbette bu hareketliliği artırdı. İnsanlar birkaç saatlik deniz yolculuğuyla Sakız’a, Sisam’a, Midilli’ye, Kos’a, Rodos’a geçebiliyor. Fakat tek sebep vize kolaylığı değil. Fiyatlar da bu tercihte önemli bir rol oynuyor.
Nitekim 2026 yılında yayımlanan araştırma ve haberlerde, Türkiye’de tatil maliyetlerinin yükselmesi, Türk vatandaşlarını Yunanistan’a yönelten etkenlerden biri olarak öne çıkıyor. Bazı vatandaşlarımız için Yunan adalarında yemek yemek, konaklamak ve birkaç gün geçirmek Türkiye’deki benzer bir tatilden daha hesaplı hâle gelebiliyor.
Vatandaş neden karşı kıyıya geçiyor?
Şimdi burada durup kendimize sormamız gerekiyor: Biz nerede yanlış yaptık? Bir Türk vatandaşı neden kendi ülkesinin kıyılarında tatil yapmak yerine karşı kıyıya geçiyor? Neden Ayvalık’tan Midilli’ye, Çeşme’den Sakız’a, Kuşadası’ndan Sisam’a, Bodrum’dan Kos’a gidiyor?
Elbette herkes istediği yerde tatil yapabilir. Elbette vatandaşımızın başka bir ülkeye gitmesinde hukuken veya ahlaken bir problem yoktur. Ama mesele sadece “Nereye gittiler?” meselesi değildir. Bizim vatandaşımız “Türkiye’de tatil yapmak çok pahalı, Yunanistan daha hesaplı” diyorsa, işte burada hepimizin düşünmesi gerekir.
Çünkü bu yalnızca turizm sektörünün sorunu değildir. Bu, ekonominin ve fiyat politikasının da aynasıdır. Bir tarafta turizm cenneti olan Türkiye, binlerce kilometrelik sahil ve daha birçok güzellik. Diğer tarafta ise birkaç saatlik deniz yolculuğuyla ulaşılabilen Yunan adaları.
Turizmde fiyat politikası ve ortak sorumluluk
Ve vatandaşımız, kendi ülkesindeki fiyatları pahalı bulduğu için karşı kıyıya geçiyorsa burada sadece vatandaşı suçlamak kolaycılık olur. Esnaf da düşünecek, turizm işletmecisi de düşünecek, kamu yöneticileri de düşünecek. Çünkü turizm yalnızca “Müşteriden bugün ne kadar kazanırım?” hesabı değildir.
Bugün Yunan adalarında Türkçe konuşan insanların sayısının artması karşısında, bizim de kendi fiyat politikalarımızı sorgulamamız gerekiyor. Bizim insanımız komşu ülkeye gidiyor, harcamalar da oralara kayıyor.
Ekonomik değeri neden kendi ülkemizde üretemiyoruz?
Peki, aynı ekonomik değeri neden kendi ülkemizde üretemiyoruz? İşte benim asıl itirazım burada.
Yeşil pasaport sahibi kamu görevlilerimizin de bu kolaylıklardan yararlanarak yurt dışına çıkması elbette onların hakkıdır. Kimseye “Gitme” deme hakkımız yok. Kendi ülkesinde tatil yapmayı daha cazip hâle getiremeyen sektör kendini sorgulamalı.
Millî şuur ve ulaşılabilir tatil
Tam bu noktada biraz millî şuur meselesini de konuşmamız gerekiyor. Millî şuur demek, başka ülkeye hiç gitmemek değildir. Millî şuur demek, kendi ülkenin değerini bilmektir. Kendi esnafını yaşatmak, kendi ekonomimize katkı sağlamak öncelik olmalı.
Anlaşılan o ki önce Türkiye’de tatili vatandaş için ulaşılabilir hâle getirmek gerekiyor. Bir aile, birkaç gün deniz kenarında dinlenmek istediğinde önüne astronomik rakamlar çıkıyorsa, sonra da o aile birkaç saat ötedeki adaya daha uygun maliyetle gidebiliyorsa, burada dönüp vatandaşımızı suçlamak yerine sistemi sorgulamamız gerekir.
Eksik olan güzellik değil, makul fiyat
Artık bu tabloya bakıp hep birlikte düşünmenin zamanı geldi. Yunan adalarına giden vatandaşımıza kızmadan, vatandaşımızı oraya gönderen şartları ortadan kaldırmak çok daha önemlidir. Biraz millî şuur… Biraz sağduyu… Biraz da uzun vadeli düşünmek gerekiyor.
Türkiye’nin denizleri, sahilleri, tarihi ve doğal güzellikleri başka hiçbir ülkeden aşağı değildir. Yani eksik olan güzellik değil. Eksik olan, o güzelliği vatandaşımıza makul bir bedelle sunabilmektir. Millî duruş sadece bayrak asmakla olmaz. Millî duruş, kendi insanını kendi ülkesinde mutlu edebilmekle de olur.
Bir yazın ardından kalan ekonomik bilanço
Bir yaz daha bitti. Şimdi elimizde sadece tatil fotoğrafları değil, bir de ekonomik bilanço var. O bilançoya iyi bakalım.
Çünkü bazen bir turistin hangi ülkeye gittiği, aslında bizim ülkemizde neyi doğru, neyi yanlış yaptığımızın da göstergesidir. Ve belki de artık sormamız gereken en önemli soru şudur: İnsanlarımızı Yunan adalarına gönderen onlar mı, yoksa kendi elimizle biz mi gönderiyoruz?

Bir Yaz Daha Bitti
—
Abdulkadir ŞEN’in diğer yazılarına ulaşmak için tıklayınız.
1971 yılında Sakarya’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Adapazarı’nda tamamladı. Halkla ilişkiler ve medya mezunu olan Abdülkadir Şen evli ve 2 çocuk babasıdır. 1999 depremi sonrası Beton Santrali Müdürü olarak 7 yıl görev yaptı. 2007 yılında Sakarya Kültür ve Sosyal Yardım Vakfı ( SAKVA)'nda Yönetim Kurulu Üyesi ve idareci olarak bulundu. Seyahat etmeyi seven Abdülkadir Şen’in yaptığı seyahatlerinden derlediği FAS ve BALKANLAR’ı anlattığı yayımlanmış 2 gezi/anı kitabı, Kurtuluş savaşı kahramanlarından Kazım Çavuş'un savaş hatıralarını yazdığı bir kitabı vardır. Sakarya merkezli yayın yapan Zafer Dergisinde ve Yeni Sakarya Gazetesinde yazıları çıkmaktadır. Halen Sakarya ili Adapazarı ilçesinde hayatını sürdürmektedir.























