Şubat ayında “Elektrik Faturasındaki Üç Çocuk Çelişkisi” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. O gün yıllık 4.000 kWh’lik sınırın, “en az üç çocuk” çağrısıyla nasıl çeliştiğini anlatmıştım. Aylık 333 kWh’nin altında kalmak, beş-altı kişilik bir aile için neredeyse imkansızdı. Dokuz ay sonra EPDK’nın yeni kararını okuyunca, o yazıdaki kaygının haksız çıkmadığını, aksine büyüdüğünü gördüm.
EPDK’nın Yeni Kararı: Sınır Yıllık 3.000 kWh’ye İndi
EPDK, 2027 için mesken aboneleri açısından son kaynak tedarik sınırını yıllık 3.000 kWh’ye indirdi. Sınır 2025’te 5.000, 2026’da 4.000 kWh’ydi. Yani iki yılda yüzde 40 düştü. 1 Ocak 2027’de yürürlüğe girecek düzenleme aylık ortalama 250 kWh’ye karşılık geliyor. Yani 250 kWh tüketen bir mesken abonesinin faturası yaklaşık 820 TL. Ülkemizdeki yaklaşık 44 milyon mesken abonesinin 6,5 milyonu, yani yaklaşık yüzde 15’i “yüksek tüketimli” sayılacak. Bu aboneler ikili anlaşma yapmazsa, maliyetin tüketiciye daha doğrudan yansıtıldığı tarifeye geçecek. Kısacası bu aboneler için faturadaki “devlet desteği” bitiyor.
Kalabalık Aile Lüks Değil, İhtiyaçtır
Muafiyet Listesinde Kalabalık Aileler Yok
Şubat’ta sorduğum soru şimdi daha yüksek sesle sorulmalı: Bir evde yaşayan kişi sayısı bu hesapta neden yok? Muafiyet listesi uzun ve anlamlı: camiler, cem evleri, dernekler, şehit aileleri, gaziler, yaşam destek cihazına bağımlı hastalar, tarımsal faaliyetler. Bu istisnaların hepsi yerinde. Ama kalabalık aileler listede yok. Oysa yıllardır “en az üç çocuk” diyen devletin, bu çağrıya uyan mesken abonesini özel bir kategoriye alması gerekmez miydi?
Sayaç Kalabalığı Lükse Çeviriyor
Dört kişilik bir ailenin buzdolabı, çamaşır makinesi, aydınlatması ve ütüsü, tek kişilik bir evinkinden elbette fazla elektrik çeker. Bunun adı lüks değil, kalabalıktır. Sayaç ise kalabalığı lükse, ihtiyacı israfa çeviriyor. Üstelik düzenleme yalnızca 2027’yi kapsamıyor. Haberdeki takvime göre 2026 tüketimi de hesaba katılıyor. Ekim 2026 faturasıyla sınırı aşan bir abone, 1 Ocak 2027’de yeni tarifeye geçiyor. Yani bu kış bu hesabı yapmayan aileler, baharda sürprizle karşılaşabilir.
Çözüm: Hane Halkına Göre Ayarlanmış Sınır
İspanya’nın Bono Social Örneği
Şubat’ta İspanya’nın “Bono Social” sistemini örnek vermiştim. Orada kalabalık aileler, enerji ihtiyacı temel hak sayılarak daha yüksek indirimden yararlanıyor. Bizde bu yönde bir adım atılmadığı gibi, eşik her yıl aşağı çekiliyor. Veri entegrasyonunun zorluğu bir mazeret olamaz. Nüfus kayıtlarıyla abonelik bilgilerini eşleştirmek, e-Devlet’le gurur duyduğumuz bir ülkede teknik bir engel değil, bir irade meselesidir.
Kalabalık Aileler İçin Ayrı Tarife
Enerji verimliliğinin, tasarrufun ve bütçe disiplininin çok değerli hedefler olduğunu kabul ediyorum, ama sübvansiyonu azaltırken kimi koruyacağımızı da söylemek zorundayız. Hane halkı sayısına göre ayarlanmış bir sınır, ya da kalabalık aileler için ayrı bir tarife, bu çelişkiyi bir günde çözebilir. Aksi halde “çoğalın” çağrısı, ay sonunda gelen faturayla çelişmeye devam edecek.
Sorumluluk Kimde?
Soruna ilgisiz kalanlar ise öncelikle Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı cephesi… Basında Enerji Bakanlığı’na yansımış bir girişim duymadık. Talep yoksa düzenleme olmaz. Yoksa bakanlığın beklentisi EYT konusunda olduğu gibi mağdurların bir araya gelip eylemler yapması mı? Ondan sonra mı harekete geçilecek?
“Devlet Desteği” İbaresi Faturalardan Kalkıyor
Bir sözüm de her ay gelen elektrik faturalarının altında yazan “faturanızın şu kadarı devlet desteği ile karşılanmaktadır” metninden şikâyet edenlere… Artık yeni düzenlemeyle 6,5 milyon meskene ait elektrik faturalarında daha bu ibare yazmayacak. Mutlu oldunuz mu?

lektrik Faturasında Üç Çocuk Çelişkisi Büyüyor
—
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.
1969 yılında Adapazarı’nda doğdu. İlk ve orta öğretimini Adapazarı’nda, Lise eğitimini Sakarya 1. Endüstri Meslek Lisesinde (Elektrik Bölümü) tamamladı. Lisans eğitimini Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümünde tamamladı. İlk Yüksek Lisans eğitimini Sakarya Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsünde “Yüksek Mühendis” unvanını alarak, ikinci Yüksek Lisans eğitimini ise Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde İşletme bölümünde “İşletme Bilim Uzmanı” unvanını alarak tamamladı. Askerliğini kısa dönem olarak Ankara’da ve Manisa’da yaptı. Çalışma hayatına 1991 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nda başladı, Sivas, Tekirdağ ve Sakarya illerinde Teknik Öğretmen ve Yönetici olarak vazife yaptı. 2004-2007 yılları arasında Adapazarı Merkez Belediyesi’nde Teknik İşler Başkan Yardımcısı, 2007-2014 yılları arasında Sakarya Su ve Kanalizasyon Genel Müdürlüğü’nde Genel Müdür Yardımcısı, 2021-2022 yılları arasında Teftiş Kurulu Başkanı ve 2022-2026 yılları arasında kuruma ait 6 HES ve 1 GES işletmeciliğinin de yapıldığı Elektrik Makine ve Malzeme İkmal Daire Başkanı olarak vazife yapmıştır. 2026 yılı başında kamudan emekli olup enerji ve gayrimenkul değerleme alanında faaliyet gösteren kendi firmasını kurmuştur. 2017-2024 yılları arasında Mimar ve Mühendisler Grubu (MMG) Sakarya Şube Başkanlığı’nı yürütmesinin yanında yerel ve ulusal ölçekli derneklerde muhtelif görevlerde bulunmuştur. Telekomünikasyon alanında Cem SERTEL ile birlikte kaleme aldığı “Haberleşme Tekniği-1” kitabı halen lise ve üniversitelerde okutulmaktadır. Evli ve 3 çocuk babasıdır.






















