Son günlerde sosyal medyada bir ilan dolaşıyor: Sabit Efendi Konağı satışa çıkarılmış. Bu haberin ardından yapılan yorumları, hayretle karışık bir üzüntüyle takip ediyorum. Kimi “Devlet burayı nasıl satar?” diyor, kimi “Belediye neden sahip çıkmıyor?” diye sitem ediyor. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmanın getirdiği o karmaşa, ne yazık ki gerçeğin önüne geçiyor.
Gelin, bu konağın küllerinden doğuş hikâyesini ve bugünkü durumun perde arkasını, bizzat o sürecin içinde ter dökmüş biri olarak tarihe not düşelim.
Bir Vizyonun Peşinde
Yıllar önce Adapazarı Merkez Belediyesi’nde teknik işlerden sorumlu başkan yardımcılığı görevini yürütürken, Kültür Bakanlığı’nın tarihi mekânların ihyası için sunduğu %50 hibe desteğinden haberdar olmuştum. Bir kamu yöneticisinin en temel görevi, masasına oturduğu şehrin kaderini değiştirecek bu tip fırsatları günbegün takip etmektir.
O dönem, genç ve heyecanlı bir mühendis olan Önder Berberoğlu ile yollara düşüp Adapazarı’nın yorgun ama vakur taşınmazlarını taramaya başladık. Sait Faik Sokak’tan Bahçıvan Sokak’a kadar uzanan bu arayışta, karşımıza çıkan en zarif durak Sabit Efendi Konağı idi.
Protokol, Emek ve Sabır
Mülk sahiplerinin yapıcı yaklaşımı, dönemin Belediye Başkanı Süleyman Dişli ile imzalanan protokolün temelini attı. Planımız netti: Belediye projeyi yürütecek, bakanlık hibesi ve belediye bütçesiyle bina ayağa kaldırılacak, karşılığında ise bina belli bir süre belediye hizmetinde kullanılacaktı.
Beklenmedik Engeller ve Büyükşehir’in İradesi
Ancak her büyük iş gibi bu süreç de engellerle doluydu. Hayatın akışı içinde görev yerim değişti; SASKİ Genel Müdürlüğü’ne geçişimden sonra projede yavaşlamalar oldu. Bu süreçte Mimar Aynur Keskin hanımefendi büyük bir özveri gösterdi; projenin aksamaması için yaptığı tüm masrafları sineye çekerek sabırla bekledi.
Aile ile belediye arasındaki kopan bağları yeniden onarmak ise bir “şehir sevdası” meselesiydi. O dönemki Büyükşehir Belediye Başkanımız Zeki Toçoğlu’nun “Biz üstleniriz” diyerek gösterdiği tereddütsüz irade, konağın kurtuluş bileti oldu. Ardından İmar Daire Başkanı Zafer Poyraz protokolü hazırladı ve bayrağı Fen İşleri Daire Başkanı Ali Oktar devraldı. 99 depreminin bizden kopardığı o enkaz, nihayet 12 odası, 4 salonu ve çatı localarıyla eski görkemine kavuştu.

Sabit Efendi Konağı
Gerçekler ve Yanılgılar
Şimdi gelelim bugünkü tartışmalara… Protokol gereği bina belli bir süre Sakarya Yerel Kültür Derneği ve Kadem gibi kurumlara ev sahipliği yaptı. Süre dolduğunda ise her hukuki akitte olduğu gibi asıl sahiplerine, yani aileye eksiksiz teslim edildi.
Bugün ailenin burayı satışa çıkarması, mülkiyet hakkının doğal bir sonucudur. İstanbul Boğazı’ndaki yalılar nasıl şahıslara aitse, Sabit Efendi Konağı da bir şahıs mülküdür. Devletin veya belediyenin burayı satması gibi bir durum söz konusu değildir. Aksine belediye, üzerine düşen “ihya” görevini yapmış ve emaneti sahibine devretmiştir.
Hatıralara Borcumuz
Benim çocukluğum Yeni Cami civarında geçti. O bisikletli çocuğun hafızasında, zemin katındaki bakkalından alışveriş yaptığı o konak hep dimdik ayaktaydı. Depremin sildiği o anıları 15 yıl sonra yeniden canlandırmak, sadece bir iş değil, bir vefa borcuydu, bu yapının yeniden şehre kazandırılmasında “karınca kararınca” katkım olduğu için onur duyuyorum.
Hâlâ “Bu bina nerede?” diye soranlar varsa; Büyükşehir Belediye binasından Hasırcılar Camii’ne doğru yürürken tam karşınıza çıkan o zarafet, Sabit Efendi Konağı’dır. Resmi adresiyle; Yahyalar Mahallesi, Emekçi Sokak No:2 veya Turan Caddesi No:1.
Şehrin Estetik Mirasına Sahip Çıkmak
Belediye olarak benzer bir başarıyı, eski Reji Sokağı olarak bilinen Bahçıvan Sokak üzerindeki Alicanlar Konağı için de gerçekleştirdik. Alicanlar Konağı ile birlikte bu şehirde bir zamanlar nasıl bir estetik anlayışın hüküm sürdüğünün canlı kanıtıdır. Bugün o bina da Büyükşehir Belediyesi birimleri tarafından kullanılıyor.
Niyetim ne kimseyi yermek ne de övmek; sadece şehrin hafızasına doğru bir kayıt düşmektir. Çünkü bir şehri şehir yapan binaları değil, o binaların içinden geçen yaşanmışlıklar ve o yaşanmışlıklara gösterilen saygıdır. Bilgi sahibi olmadan eleştirmek yerine, ayağa kalkan bu değerlerin kıymetini bilmek dileğiyle…

Sabit Efendi Konağı’nın Bilinmeyen Hikâyesi
—
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.
1969 yılında Adapazarı’nda doğdu. İlk ve orta öğretimini Adapazarı’nda, Lise eğitimini Sakarya 1. Endüstri Meslek Lisesinde (Elektrik Bölümü) tamamladı. Lisans eğitimini Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümünde tamamladı. İlk Yüksek Lisans eğitimini Sakarya Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsünde “Yüksek Mühendis” unvanını alarak, ikinci Yüksek Lisans eğitimini ise Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde İşletme bölümünde “İşletme Bilim Uzmanı” unvanını alarak tamamladı. Askerliğini kısa dönem olarak Ankara’da ve Manisa’da yaptı. Çalışma hayatına 1991 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nda başladı, Sivas, Tekirdağ ve Sakarya illerinde Teknik Öğretmen ve Yönetici olarak vazife yaptı. 2004-2007 yılları arasında Adapazarı Merkez Belediyesi’nde Teknik İşler Başkan Yardımcısı, 2007-2014 yılları arasında Sakarya Su ve Kanalizasyon Genel Müdürlüğü’nde Genel Müdür Yardımcısı, 2021-2022 yılları arasında Teftiş Kurulu Başkanı ve 2022-2026 yılları arasında kuruma ait 6 HES ve 1 GES işletmeciliğinin de yapıldığı Elektrik Makine ve Malzeme İkmal Daire Başkanı olarak vazife yapmıştır. 2026 yılı başında kamudan emekli olup enerji ve gayrimenkul değerleme alanında faaliyet gösteren kendi firmasını kurmuştur. 2017-2024 yılları arasında Mimar ve Mühendisler Grubu (MMG) Sakarya Şube Başkanlığı’nı yürütmesinin yanında yerel ve ulusal ölçekli derneklerde muhtelif görevlerde bulunmuştur. Telekomünikasyon alanında Cem SERTEL ile birlikte kaleme aldığı “Haberleşme Tekniği-1” kitabı halen lise ve üniversitelerde okutulmaktadır. Evli ve 3 çocuk babasıdır.




















