Küresel Ahlaki Yozlaşma ve İnsanlık Krizleri
Her birimiz aile sohbetlerinde ve arkadaşlar arasında ahlaki bir yozlaşmanın çok hızlı bir şekilde yaygınlaşmasından bahsediyoruz. Ancak karşımızdaki mesele sadece kendi toplumumuzdaki ahlaki yozlaşma da değildir. Anlayışta ahlaki yozlaşma insanlığı ele geçirmeye başlamış durumda.
Ahlak denince aklımıza zorbalar tarafından katledilen soykırım uygulamaya devam eden terör devleti İsrail’in yaptıkları da gelmelidir. İnsanı, aileyi, merhameti, adaleti ve kutsal değerleri değersizleştiren anlayışların ortak bir zemini olduğunu görmek zorundayız.
Sınır Tanımayan Zihniyet ve Çifte Standartlar
Bir tarafta çocuklarımızın zihnine “Her şey serbesttir, hiçbir sınır yoktur” anlayışı yerleştirilmeye çalışılırken, diğer tarafta Gazze’deki çocukların hayat hakkı yok sayılabiliyor.
Bir tarafta ahlakın çağ dışı olduğu anlatılırken, diğer tarafta masum insanların öldürülmesi normalleştirilebiliyor.
Gazze’de yaşananları, Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik baskıları ve Filistin topraklarında yıllardır devam eden zulmü düşündüğümüzde, karşımızda yalnızca askeri bir güç değil, aynı zamanda bir zihniyet görüyoruz.
Burada çok önemli bir bağlantıyı görmek zorundayız. Bizim çocuklarımızın ahlakını, aile yapısını ve toplumsal değerlerini aşındıran kültürel anlayışlarla; Gazze’yi bombalayan, Filistinlileri topraklarından etmeye çalışan ve Batı Şeria’da baskıyı sürdüren zihniyetin aynı olduğunu söylemeliyiz, hatta haykırarak duyurmalıyız.
Nesillerimizi Korumak: Akıl, Ahlak ve Bilgiyle Direniş
Bu sapkın zihniyet karşısında bizim güçlü bir şekilde durmamız gerekiyor. Dik duracağız. Sağlam duracağız. Diri duracağız ve dilimiz döndüğünce doğruları konuşup anlatmaya devam edeceğiz. Ama bunu öfkeyle değil; akılla, ahlakla, bilgiyle ve medeniyetimizin bize yüklediği sorumlulukla yapacağız. Çocuklarımızı sadece yasaklarla değil, onlara güzel örnek olarak koruyacağız.
Gençlerimize sadece “Bunu yapma” demeyeceğiz; neden yapmamaları gerektiğini anlatacağız. Onlara ahlakın, özgürlüğün düşmanı değil; insanı insan yapan en önemli değerlerden biri olduğunu göstereceğiz. Çünkü boş bırakılan her alanı birileri dolduruyor. Biz çocuklarımızın zihnini ve kalbini güzel değerlerle doldurmazsak, başkaları kendi değerlerini oraya yerleştiriyor.
Değerlerin İnşası Tatil Yapmaz
Bugün yaz tatili rehavetine kapılmış olabiliriz. Şehirler sakinleşmiş, okullar kapanmış, gündelik telaş biraz azalmış olabilir. Ama nesillerin inşası tatil yapmıyor. Çocuklarımızın karşısındaki ekranlar tatil yapmıyor. Kültürel kuşatma tatil yapmıyor. Dünyanın dört bir tarafındaki zulümler tatil yapmıyor. O halde bizim de sorumluluklarımızı erteleme lüksümüz yok. Bugün kendimize yeniden sormalıyız:
Biz kimiz? Neye inanıyoruz? Çocuklarımıza nasıl bir dünya bırakmak istiyoruz? Hayatımızın merkezinde ne var?
Eğer cevabımız ahlak, adalet, merhamet, aile, vatan ve insanlık ise, o zaman sözümüz ile duruşumuz aynı olmalı. Kendi topraklarımıza sahip çıktığımız gibi mazlumların hakkına da sahip çıkmalıyız. Gazze’deki çocuğun acısını kendi çocuğumuzun acısı kadar önemsemeliyiz. Batı Şeria’daki zulme sessiz kalmamalıyız.
Mirasımızı Geleceğe Taşımak: Tarihi Sorumluluğumuz
Şehitlerimizin, gazilerimizin ve bu topraklar için bedel ödeyen ecdadımızın bize bıraktığı miras sadece bir vatan değildir. Onların bize bıraktığı bir değerler manzumesi de vardır. Biz bu mirası geleceğe taşımak zorundayız. Şühedanın kemiklerini sızlatmak istemiyorsak, geçmişten aldığımız güçle geleceğe sağlam bir nesil bırakmak zorundayız.
Aynı zamanda kendi çocuklarımızın ahlaki geleceğini de başkalarının insafına terk etmemeliyiz. Çünkü mesele aslında çok basit; bir millet önce topraklarını, sonra değerlerini kaybederse geriye neyi kalır? Bizim görevimiz hem toprağımıza hem değerlerimize hem de gelecek nesillerimize sahip çıkmaktır. Bu yüzden bugün daha sağlam, daha bilinçli ve daha diri durma zamanıdır. Çünkü gelecek nesiller bize sadece “Dünyada neler oldu?” diye sormayacak. Belki de daha önemli bir soru soracaklar: “Siz bütün bunlar olurken neredeydiniz, ne yaptınız?” İşte asıl mesele budur.
Biz ahlakın, adaletin, insanlığın ve mazlumların yanında durmaya devam edeceğiz. Ve bize emanet edilen değerleri geleceğe taşımak için üzerimize düşeni yapmak için mücadele edeceğiz.

Değerleri Geleceğe Taşımak
—
Abdulkadir ŞEN’in diğer yazılarına ulaşmak için tıklayınız.
1971 yılında Sakarya’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Adapazarı’nda tamamladı. Halkla ilişkiler ve medya mezunu olan Abdülkadir Şen evli ve 2 çocuk babasıdır. 1999 depremi sonrası Beton Santrali Müdürü olarak 7 yıl görev yaptı. 2007 yılında Sakarya Kültür ve Sosyal Yardım Vakfı ( SAKVA)'nda Yönetim Kurulu Üyesi ve idareci olarak bulundu. Seyahat etmeyi seven Abdülkadir Şen’in yaptığı seyahatlerinden derlediği FAS ve BALKANLAR’ı anlattığı yayımlanmış 2 gezi/anı kitabı, Kurtuluş savaşı kahramanlarından Kazım Çavuş'un savaş hatıralarını yazdığı bir kitabı vardır. Sakarya merkezli yayın yapan Zafer Dergisinde ve Yeni Sakarya Gazetesinde yazıları çıkmaktadır. Halen Sakarya ili Adapazarı ilçesinde hayatını sürdürmektedir.





















