Bir Ramazan Bayramı’na daha kavuşmanın sevincini yaşarken, insan ister istemez içinde bulunduğumuz şartlarda bu bayramın ne kadar huzurla yaşanabildiğini sorgulamadan edemiyor. Zaman öyle hızlı akıyor ki… Daha dün “Ramazan’a giriyoruz” derken bugün bayramı uğurlayıp, Kurban hazırlıklarının konuşulmaya başlandığı bir dönemin içindeyiz. Eskilerin “ahir zaman” diye tarif ettiği o hız, belki de en çok bu çağda kendini hissettiriyor. Zamanın bereketi mi azaldı, yoksa biz mi yetişemez olduk, bilinmez; ama bir şey kesin: Her şey çok çabuk geçiyor.
Ramazan’ın Manevi İklimi ve Üzerimizdeki Kara Bulutlar
Ramazan ayı, her yıl olduğu gibi bu yıl da kendi içinde bir huzur, bir arınma ve bereket taşıdı. Sofralar kuruldu, dualar edildi, gönüller yumuşadı. Ancak bu yıl da İslam coğrafyasının üzerinde dolaşan kara bulutlar, bu manevi iklimin üzerine gölge düşürdü. Öncelikle bizim komşu ülkelerimizde ve Filistin topraklarında, Gazze’de yaşananlar ise artık neredeyse her Ramazan’ın değişmeyen acı gerçeği haline geldi.
Siyonist Terör ve Küresel Güçlerin Sessiz Bıraktığı Katliamlar
Ne yazık ki, Siyonist terör devleti İsrail’in yıllardır sürdürdüğü saldırgan politikaları, bu Ramazan’da da kendini gösterdi. Üstelik bu kez yalnız değil; küresel güç ABD ile İran topraklarına saldırıya başladı. Bugüne kadar ABD’nin açık ya da örtülü desteğiyle daha da pervasız bir tablo çizen Siyonist İsrail artık ABD ile savaşta da beraber olmaya başladı. Daha ABD’nin ilk saldırısı bile savaş kurallarını tanımayanlar küçük kız çocuklarının okulunu hedef aldı. Masum sivillerin, çocukların, hatta okullarda eğitim gören kız çocuklarının hayatını kaybettiği haberler, Ramazan ve bayram sevincimizin tam ortasına bir hançer gibi saplandı. Dünya ise çoğu zaman olduğu gibi yine sessizdi. Bu sefer terörist devlet İsrail yalnız değil, hamisi ABD’de onunla beraber sahnede. Vahşi kovboyun yaptıklarına dünya sessiz. Sanki bazı hayatlar diğerlerinden daha az değerliymiş gibi…
Vicdan Krizi: Özgürlük Söylemleri ve İkiyüzlülük
Bir yanda “özgürlük” ve “adalet” söylemleriyle dünyaya yön vermeye çalışanlar, diğer yanda bu söylemlerin en temelini bile hiçe sayan uygulamalar… Bu çelişkiyi görmek için derin analizlere gerek yok. Ortada apaçık bir vicdan krizi var. Ve bu kriz, sadece saldırıyı yapanların değil, susanların da sorumluluğunda büyüyor. Her nedense zalimler Müslüman sivilleri silahla hedef alan zalim yine demokrasi havarisi kesildi.
Bayramın Gerçek Anlamı ve Eksik Kalan Sevinçlerimiz
Bayram dediğimiz şey; sevinçtir, huzurdur, kucaklaşmadır. Aileyle, dostla bir araya gelmek; kırgınlıkları unutmak, gönülleri onarmaktır. Bayram, aynı zamanda insanın içindeki merhametin en çok görünür olduğu zamanlardır. Ancak bugün, dünyanın bir köşesinde çocuklar bayram sabahına uyanamıyorsa, anneler evlatlarının yokluğunda gözyaşı döküyorsa, bizim bayram sevincimiz de eksik kalır.
Zulüm Karşısındaki Sessizlik ve İslam Aleminin Dağınıklığı
İnsanı asıl yaralayan ise sadece yaşanan zulüm değil; bu zulüm karşısında gösterilen acizlik ve sessizliktir. İslam coğrafyasının dağınıklığı, ortak bir ses çıkaramaması, belki de yaşanan acıların daha da derinleşmesine sebep oluyor. Oysa tarih, birlik olunduğunda nelerin değişebileceğinin en büyük şahididir.
Tarihten Bugüne Küresel Güçlerin Orta Doğu Planları
Yakın geçmişte sarf edilen ABD başkanı Bush aynen bunu söylemişti “Haçlı seferi başlattık”. Bu cümle bugün yaşanan gelişmelerle birlikte yeniden hatırlanıyor. Yine ABD’nin dengesiz başkanı Trump Ortadoğu’da “Siz bizim korumamız altındasınız, ama bunun karşılığında ödemeyi almam lazım” ziyaretler yapmıştı. Verilen mesajlar, kurulan dengeler tüm bunlar zorbanın kendisini dünyanın hakimi olarak görmesinden kaynaklanıyor. Çünkü o ziyaret ettiği ülkeler bugün bombalarla sarsılıyor ve güvensiz ülke konumuna düştürler. Olan yine mazlum Müslüman halka oluyor.
Buruk Bir Bayram: Dualarımız Mazlumlar İçin
Evet, bir bayram yaşıyoruz. Belki sofralarımız dolu, sevdiklerimiz yanımızda. Ama gönlümüzün bir köşesinde bir burukluk var. Çünkü biliyoruz ki aynı anda bir başka Müslüman coğrafyada bayram, bombalar altında ve silah sesleriyle sadece takvimde bir gün olarak kalıyor.
Temennimiz odur ki; bu bayram, yaşanan acıların son bulmasına vesile olsun. Dualarımız, sadece kendi hanemiz için değil; tüm mazlumlar için yükselsin. Ve umarız ki bir gün bayramlar, gerçekten herkes için bayram olur. Kısaca savaşın gölgesinde bir Ramazan bayramı yaşadık.
Eğer bu bir bayramsa…Bayramımız mübarek olsun.

Sevinç ve hüzün arasında bayram.
–
Abdulkadir ŞEN’in diğer yazılarına ulaşmak için tıklayınız.
1971 yılında Sakarya’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Adapazarı’nda tamamladı. Halkla ilişkiler ve medya mezunu olan Abdülkadir Şen evli ve 2 çocuk babasıdır. 1999 depremi sonrası Beton Santrali Müdürü olarak 7 yıl görev yaptı. 2007 yılında Sakarya Kültür ve Sosyal Yardım Vakfı ( SAKVA)'nda Yönetim Kurulu Üyesi ve idareci olarak bulundu. Seyahat etmeyi seven Abdülkadir Şen’in yaptığı seyahatlerinden derlediği FAS ve BALKANLAR’ı anlattığı yayımlanmış 2 gezi/anı kitabı, Kurtuluş savaşı kahramanlarından Kazım Çavuş'un savaş hatıralarını yazdığı bir kitabı vardır. Sakarya merkezli yayın yapan Zafer Dergisinde ve Yeni Sakarya Gazetesinde yazıları çıkmaktadır. Halen Sakarya ili Adapazarı ilçesinde hayatını sürdürmektedir.



















