“Ben neyi değiştirebilirim ki?” demeden yola koyulmak, çözümün en büyük parçası olabilir. Eğer çıktığınız yol hak yol ise, savunduğunuz dava doğruysa ve söyledikleriniz gerçeği yansıtıyorsa, korkmaya gerek yoktur. Çünkü böyle bir yolda insan, zamanla yalnız olmadığını; aksine etrafının nasıl çoğaldığını, nasıl kuşatıldığını bizzat görür.
Bu yazıda tam da buna dair somut bir örnek vermek, Sapanca Gölü özelinde başlayan kıymetli bir sivil hareketi anlatmak istiyorum. Tek başına yola çıkılır mı demeden yola koyulanlar sonuca yaklaşırken, vazgeçenler maalesef hep kaybeder.
Sapanca Gölü İçin Başlayan Sivil Hareket ve Farkındalık
Son altı aydır Sakarya’nın gündemini meşgul eden en önemli meselelerden biri, Sapanca Gölü’nün her geçen gün biraz daha çekilmesi ve yok olma tehlikesiyle yüzleşmesidir. Bu mesele aslında yeni değil. Geçmiş dönemlerde de tartışıldı, yazıldı ve konuşuldu. Bizim de bu konuda kaleme aldığımız yazılar oldu.
Konu; farklı alanlardan, farklı mecralarda birçok kurum tarafından ele alındı. Sakarya Büyükşehir Belediyesi, Çevre İl Müdürlüğü, alt kademe belediyeler, çeşitli kamu kurumları ve hatta su fabrikaları bu sürecin birer parçasıydı. Ancak organizasyon ve kamuoyu oluşturma noktasında, Sapancalı, insanı merkeze alan ve Müslüman bir davanın ferdi olarak hareket eden Beş Hilal Derneği Başkanı İsmail Tiryaki’nin ortaya koyduğu değer, sivilleşme adına çok farklı bir yerdedir.
Burada bir “isim güzellemesi” yapmak ya da bir kişiyi ön plana çıkarmak niyetinde değilim. Anlatmak istediğim şey çok daha kıymetli; inanmış bir insanın, tek başına yola çıktığında etrafını nasıl kuşatabildiği ve davasına sahip çıktığında nasıl karşılık bulabildiği ile ilgilidir.
15 Temmuz Sebil Çeşmeleri ve Kuraklık Tehlikesi
Yaklaşık iki ay önce İsmail Tiryaki, sosyal medya başta olmak üzere farklı mecralarda Sapanca Gölü ile bağlantılı önemli bir konuyu gündeme taşıdı: 15 Temmuz’un adına yaptırılan sebil çeşmelerinden su akmaması.
Önce bu çeşmelerin çeşitli kurumlar veya su fabrikaları tarafından körlendiğini, işlevsiz hâle getirildiğini paylaştı. Ardından mesele daha geniş bir çerçeveye oturdu. Asıl sorun Sapanca Gölü’nün her geçen gün kuruması ve bu kurumanın nedenleriydi.
Yapılan paylaşımlar ve yayınlar kısa sürede ciddi bir etki oluşturmaya başladı. Öyle ki bu etki, yeni bir oluşumun doğmasına vesile oldu: Sapanca Gölü’nü Koruma Platformu.

Sapanca Gölünü Koruma Platformu
Sapanca Gölü’nü Koruma Platformu ve Çözüm Önerileri
Bu platform etrafında sivil toplum kuruluşları, gönüllüler ve duyarlı vatandaşlar bir araya geldi. Güçlü bir kamuoyu oluştu ve dikkatler tamamen Sapanca Gölü üzerine çevrildi. Daha da önemlisi, sadece sorunlar konuşulmadı; çözüm önerileri de üretildi.
Öne çıkan başlıklar şunlardı:
-
Su fabrikalarına verilen su miktarları,
-
Koruma alanlarından çekilen sular,
-
Göl çevresindeki denetimsizlikler.
Bu başlıklar ve alınması gereken tedbirler yazıya döküldü, yetkililere iletildi. Aynı günlerde konuya çok hassas yaklaşan Sakarya Büyükşehir Belediyesi, göl ile ilgili basın toplantısı düzenleyerek yaptıkları çalışmaları ve aldıkları tedbirleri açıkladı. Bu hassasiyetlerinden dolayı kendilerini ayrıca tebrik ediyorum.
İsmail Tiryaki için belki “Suyu gündeme aldıran adam” demek abartı olmayacaktır. Geçmişte farklı eylemleriyle gündeme gelmeye çalışmış ama yeterince ses getirememiş olabilir. Ancak bu meseleyle, Sapanca Gölü meselesiyle, toplumun vicdanına dokunmayı başarmıştır. Güzel bir söz var; “Uyuyanları uyandırmak için tek uyanık yeter”.
Geçmişten Günümüze Mücadele Eden İsimler
Şimdi burada durup kendimize sormamız gereken sorular var. Biz, sivil olmanın değerini gerçekten biliyor muyuz? Hakkını yemeyelim, Sapanca Gölü konusunda farklı zamanlarda çalışmalar yapanlar ve kamuoyu oluşturmaya gayret koyanlar da oldu.
Mesela bundan 12 yıl önce iş insanı Tuncer Açan, kendi üzerine astığı “Sapanca yok oluyor durdurun” yazılı pankartla yürüyüş yapmıştı. Ancak ısrarlı bir çalışma yapılmayınca gerekli karşılığı bulmamıştı.
Yine son yıllarda su altı fotoğrafları ile gölü gündemde tutan gazeteci büyüğümüz Hasan Coşkun’u da unutmamak gerekir. Sapanca Gölü’ne dalışlar yaparak çektiği su altı fotoğrafları ile tehlikeye dikkat çekmişti. (Acaba Hasan Coşkun’un gölün dibinde gördüğü güzel balıklar kadar, oradaki kirlilik ve çirkinlikler sergisi açsa etkisi nasıl olur?)
Son günlerde Sakarya STK Platformu da göl hakkında görüş bildirmiş ama etkin bir çalışma ortaya koyamamıştı. Adını sayamadıklarımızın da affına sığınıyoruz.
Sonuç: Duayı Fiiliyata Dökmek
Tek başına yola çıktığımızda neleri değiştirebileceğimizin farkında mıyız? Bazen halkın içinden öyle güçlü bir ses çıkar ki, bütün ilgililerin dikkatini çekmeyi başarır. İşte Sapanca Gölü’nü Koruma Platformu bunun canlı bir örneğidir.
Bu platformun yola çıkışında öncü rol oynadığı için İsmail Tiryaki’yi tekrar tebrik ediyorum. İnşallah Sapanca Gölü’nün korunması adına kalıcı ve ciddi adımlar atılır. Göl, içinde bulunduğu durum ile toplumu birleştirici bir rol oynamıştır. Hangi görüşten olursa olsun insanlar konuya hassasiyet göstermeye başlamıştır.
Unutmamak gerekir ki, böyle hareketler sadece insani değil, aynı zamanda rahmani bir karşılık da bulur. Bilirsiniz, sözlü dua ve fiilî dua vardır. Biz çoğu zaman duanın sadece söz kısmında kalıyor, fiiliyattan uzaklaşıyoruz. Duada da ısrarcı olmak lazım. Yukarıda bahsettiğimiz arkadaşların yaptıkları, sözlü duaya fiili duayı eklemek olmuştur.
Anlaşılan o ki halkımız, Sapanca Gölü’nün korunması için duayı fiiliyata dökmüş; gayret ortaya koymuştur. Ve Rabbim de beklenen karı ve yağmuru rahmet olarak şehrimize indirmeye başlamıştır.
Kalın sağlıcakla…

—
Abdulkadir ŞEN’in diğer yazılarına ulaşmak için tıklayınız.
1971 yılında Sakarya’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Adapazarı’nda tamamladı. Halkla ilişkiler ve medya mezunu olan Abdülkadir Şen evli ve 2 çocuk babasıdır. 1999 depremi sonrası Beton Santrali Müdürü olarak 7 yıl görev yaptı. 2007 yılında Sakarya Kültür ve Sosyal Yardım Vakfı ( SAKVA)'nda Yönetim Kurulu Üyesi ve idareci olarak bulundu. Seyahat etmeyi seven Abdülkadir Şen’in yaptığı seyahatlerinden derlediği FAS ve BALKANLAR’ı anlattığı yayımlanmış 2 gezi/anı kitabı, Kurtuluş savaşı kahramanlarından Kazım Çavuş'un savaş hatıralarını yazdığı bir kitabı vardır. Sakarya merkezli yayın yapan Zafer Dergisinde ve Yeni Sakarya Gazetesinde yazıları çıkmaktadır. Halen Sakarya ili Adapazarı ilçesinde hayatını sürdürmektedir.






















